Sepetiniz

Potansiyelinizin Farkında Mısınız?

Hangi yaşta olursanız olun , kendi potansiyelinizin farkına vardıktan sonra yaşam çok daha keyifli olacaktır. Bu da daha doğru kararlar almanıza yardımcı olur. Bu durum çocuklarımız  için de geçerlidir. Siz çocuklarınıza kendilerini keşfetmeleri için ne kadar fırsat verirseniz, onlar da potansiyellerini o kadar doğru kullanır.

Bugünkü yazıma siz yetişkinlere bir soru sorarak başlamak istiyorum.

-İş yaşamınızdan memnun musunuz?

Yaşam diyorum çünkü seçmiş olduğunuz mesleğinizden memnun olabilir fakat bulunduğunuz ortamdan hoşnutsuzluk duyabilirsiniz. Bunun sebebi potansiyelimizde bulunan özelliklerimiz. Yani gerçek potansiyelimizi kullanabileceğimiz alanlar bulduğumuzda mutlu oluyoruz, bulamadığımızda ise mutsuzluğu yaşıyoruz. Dolayısıyla her insan önce kendisini tanıyıp bilmeli ki kendi çocuklarını ya da eğitimci ise öğrencilerini en doğru şekilde yönlendirebilsin.

Sizlere çocukluğunuzla ilgili sorular soracak olsam, bir çoğunuz çocukluğunuzla ilgili pek bir şey hatırlamadığını söyleyecektir. Fakat ilkokulda veya mahallenizde neler yapardınız, hangi oyunları oynardınız, hangi hayalleri kurardınız diye soracak olsam anlattıkça hatırlar ve geçmiş günlerinize dönersiniz.

Ve..

İşte hatırladığınız o çocukluk anılarının devamı olarak bugünü yaşıyorsunuz.

“Çocukluk yıllarında birçok şeyi değiştirmek elimizde değildi, imkan yoktu, sınav sistemi diye bir gerçek vardı(hala var)” diyebilirsiniz. Fakat hiçbir zaman hiçbir şey için geç değil. İnsanın kendini bilmesi olanaksız değildir, hatta en doğal hakkıdır.  Eğer kendinizi çok erken yaşlarda tanırsanız , potansiyelinizin farkına varırsanız , yaşamınızda bunları nerede ve nasıl kullanmanız gerektiğini de bilirsiniz. Bu nedenle hangi yaşta olursanız olun, kendi potansiyelinizin farkına vardıktan sonra yaşam çok daha keyifli ve anlaşılır olacaktır. Bu da daha doğru kararlar almanıza yardımcı olur.

Bu durum çocuklarımız için de geçerlidir. Siz çocuklarınızı ne kadar iyi tanırsanız, onlara kendilerini keşfetmeleri için ne kadar fırsat verirseniz, onlar da potansiyellerini o kadar doğru kullanır. Örneğin; çocuğunuz birebir oyunlar oynamayı seviyorsa (tenis gibi) takım oyunlarını tercih etmiyorsa (basketbol gibi) ve bu seçiminin farklı bir sebebi yoksa bu ne anlama gelir?

İleride çocuğunuz yetişkin bir birey olduğunda da kendisini motive edecek şey “rekabet” duygusu olacaktır. Rekabet ortamında kendini iyi hissedecektir ve meslek hayatında da hep rekabet ortamına ihtiyaç duyacaktır. Yine benzer bir örnekle devam edecek olursak; lego oyunlarına ilgi duyuyorsa, bu yetişkin bir birey olduğunda hem pratik hem de sonuç odaklı çalışma hayatı olacak anlamına gelir.

Yükseklere tırmanmayı seven, biraz tehlikeli oyunlar oynayan çocuklar, yetişkin olduklarında da yaptıkları işlerde risk almayı sevecektir büyük olasılıkla. Bu çocuklar ileride hem rekabeti sevecek , hem sonuç odaklı ve pratik olacak hem de risk alarak hayatına devam edecek, girişimcilik yönleri ağır basacaktır.

Çocuk sokakta oynamayı sevmiyor, takım oyunlarını tercih etmiyor, bir de kutu oyunlarına ilgi duyuyorsa, ortaya çıkan tablo şunu ifade eder: Yetişkin olduğunda girişimci olur, risk ve sorumluluk alır, sonuç odaklı ve pratik çalışır. Fakat takım ruhu zayıf olacak ve sosyalleşmede sorun yaşayacaktır.

ÇOCUKLARINIZ İÇİN İPUÇLARI

-Çocuklarınız satranç, Monopoly gibi stratejik oyunlar oynamayı seviyorsa, bunu kendi istek ve arzusu ile yapıyorsa, bu ne anlama gelir? Bu çocuğun yetişkin bir birey olduğunda yapacağı işlerin birkaç adım ötesini de hesaplayabilme özelliğini gösterir. Örneğin; bir siyasetçi olmayı düşünüyor, bu işi kafaya koyduktan sonra nasıl bir yol izlemesi gerektiğini biliyor ve hedefine ulaşmak için kimlerle dostluk etmesi, ne tür kararlar alması, kimlerle ne ve nasıl konuşması gerektiğini hesaplayabilir. Bu özellikleri ağır basan çocuklar , yetişkin bir birey olduklarında paraya da çok değer verirler ve paranın miktarına göre seçeceklere mesleklere karar verirler.

-Çocuğunuz tiyatroyu, sesleri taklit etmeyi seviyorsa, bu oyunculuğa yatkınlık gibi düşünülse de, aslında yetişkin bir birey olduğunda “uyumlu” biri olabileceği anlamına gelir. Bunu iyi hesaplamak gerekir. Çünkü uyumun dozunda o bireyin çok uyumlu, orta uyumlu ve az uyumlu hallerinin kendisi için doğuracağı farklı sonuçlar mevcut. Az uyumlu ise çalıştığı ortamında hiçbir fikre açık olmayıp inatçı tabir edilen bir kişilik özelliği sergileyecektir. Aşırı uyumluluk ise başta her ne kadar iyi gibi gözükse de, kişi için tamamen kendi isteklerini göz ardı etmek ve kullanılmaya yani kötü niyetli insanlar için suistimale açık olmak anlamına gelebilir.  En ideali orta derecede uyumdur. Bu o insan için ayakları yere basmak, ne istediğini bilmek , aynı zamanda iş arkadaşlarıyla uyum içinde olması demektir. Çocuklarınızın tiyatro gibi aktivitelere katılmasının yanında oyuncak bebekleri ve hayvanları konuşturması, seslendirmesi ve taklit etmesi de aynı anlama gelir.

-Çocuğunuz çok kitap okuyorsa , bunu da özgür iradesi ile yapıyorsa bu ne anlama geliyor? Artı tarafı; yetişkinlikte geniş bir ilgi alanı olacak demektir. Birden fazla konuya, mesleğe ve aktiviteye ilgi duyacaktır. Eksi tarafına gelince; çok fazla kararsızlık yaşayabilirler ve bu da yapacakları işleri ve meslek hayatlarını etkileyebilir. Kimi zaman birçok işte başarılı olmak, çok yönlü olmak anlamına gelen bu özellik , bazen de kararsızlığın sonucu olarak hiçbir şeye odaklanamama gibi sıkıntılar yaratabilir. Bu kadar basit ve küçük örneklerle bile kendimizi tanımamızın ne kadar önem taşıdığını anlayabiliriz. Çocuklarımızı da ne kadar erken tanırsak ve kendilerini tanımalarını sağlayabilirsek , geleceğe yönelik doğru kararlar almalarına o kadar yardımcı oluruz.